Dolandırıcılık Suçu Nedir?

#Dolandırıcılık Suçu #Dolandırıcılık Suçu Cezası Nedir #Dolandırıcı  Ceza Avukatı

DOLANDIRICILIK  (TCK 157 vd.)

Dolandırıcılık suçu ile korunan hukuksal değer; mal varlığı + irade özgürlüğüdür.  Dolandırıcılık suçunda mağdur aldatılan değil, münhasıran malvarlığı zarara uğrayan kişidir.

Suçun konusu; Taşınır-taşınmaz veya alacak hakkı suçun konusu olabilir.

«Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir.»

Fail; herhangi bir kimse olabilir. Bununla birlikte TCK 158/1 h-i bentlerinde bazı failler bakımından nitelikli hal düzenlenmiştir.

h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,

i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,

Fail kamu görevlisi ise  ikna suretiyle irtikap suçu oluşacaktır. (TCK 250/2)

Mağdur; zarara uğrayan malvarlığının sahibi gerçek veya tüzel kişilerdir.

Temyiz gücünden tamamen yoksun  kişiler bakımından dolandırıcılık suçu değil şartları varsa hırsızlık suçundan bahsedilebilir

HAREKET: Failin hileli bir davranışta bulunması    
NETİCE: Bunun sonucunda mağdurun aldatılmış olması Mağdurun veya üçüncü kişinin zararına olarak failin kendisine veya üçüncü kişiye bir yarar sağlaması    
NEDENSELLİK BAĞI    

Fiil;

Maddi Unsur:

1. Hileli Davranış:

Dolandırıcılık suçu için başvurulan hile belli bir ağırlığa ulaşmış olmalıdır.

Yargıtay’ın; ‘sahneye koyma’(yalanı güçlendirmeye elverişli bir dış unsurun eklenmesini) unsurunu aradığı kararlar da vardır; soyut yalanı dolandırıcılık kabul ettiği kararlar da vardır.

Konuşma yükümlülüğü altında bulunan kişinin susması dolandırıcılık suçunu oluşturabilmektedir ancak TCK sistematiği içerisinde cezalandırmaya olanak bulunmamaktadır.

Somut olayda hileli davranışın karşı tarafı aldatmış olması suçun oluşması için yeterlidir, ayrıca objektif olarak kandırmaya elverişli olup olmadığını araştırmaya gerek yoktur. Fakat Yargıtay, hilenin belirli ağırlığa ulaşması gerektiğini kabul etmektedir.

Olguları değiştirmek  ancak bir açıklama biçiminde ortaya konmuş ise hileye dönüşür. Hilenin mutlaka açık veya örtülü beyanla ortaya konmasına gerek yoktur.

Objektif olarak aldatma kabiliyetine sahip olan fakat mağdurun aldanmadığı hilenin varlığında, teşebbüs hükümleri uygulanır.

Hile İhmali Hareketle Oluşturulabilir Mi?

*İhmali bir hareketle de dolandırıcılık suçu oluşabilir fakat bunun için tek koşul, failin garantör olarak hatanın ortaya çıkışı veya devamını engelleme hususunda bir hukuksal yükümlülük altında olmasıdır. Bu yükümlülük sözleşmeden, kanundan, özel bir güven ilişkisinden kaynaklanabilir.

*İhmali hareketin hangi durumlarda icrai harekete eşdeğer sayılacağına ilişkin genel hükümlerde bir düzenleme olmadığından ihmali hareketle hilenin gerçekleştirilebileceği kabul edilemez.

ÖDEME YETENEĞİ OLMADIĞINI GİZLEYEREK BELİRLİ BİR HİZMETTEN YARARLANMA DURUMUNDA? Dolandırıcılık mı? / Karşılıksız yararlanma mı?    

Hizmetten yararlanma konusunda Yargıtay’ın görüşü;

İkili  bir ayrıma gidilmiştir; hizmetten yararlanmak için Yargıtay’ın kabul ettiği anlamda hileye başvurulmuş olması durumunda, dolandırıcılık suçunun varlığı benimsenmekte bu şekilde bir hileye başvurmaksızın hizmetten yararlanma durumunda ise meselenin özel hukuku ilgilendiren hukuki anlaşmazlık olduğu kabul edilmektedir.

 Vefat eden yakınlarının yaşlılık veya emeklilik aylıklarının bankadan alınmaya devam edilmesi durumunda da Yargıtay tek başına yakının ölümünün gizlenmesini hile olarak kabul etmemekte, ayrıca banka görevlilerini aldatıcı davranışların varlığını aramaktadır.

Yargıtay’a göre önceden doğmuş bir borçtan dolayı sanığın mağdura karşı hile ve desiseler kullanarak edimini yerine getirmesi, menfaat daha önceden elde edildiği için dolandırıcılık suçunu oluşturmayacaktır.

KARTOPU SÖZLEŞMELERİ, TİTAN ZİNCİR, ZİNCİRLEME PİRAMİTSEL BİÇİMDE YAPILANMALAR !

Bu nitelikteki yapılanmalarda sisteme sonradan giren kişilerin sistemin işleyişi ve sonuçları konusunda aydınlatılması, buna rağmen yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda dolandırıcılık suçunun oluştuğundan söz edilmeyecektir.

Haklı olduğu iddiası ile dava açıp hakimi aldatmak dolandırıcılık suçunu oluşturmaz.

Dilendiricilik, dolandırıcılık suçunu oluşturur mu?

Hizmet sunmaksızın, karşılıksız olarak maddi yardım istenildiği durumlarda, hilenin soyut yalanı aşıp dış unsurlarla desteklendiği hallerde dolandırıcılık suçu oluşur.

2. Aldatma:

Aldatma, mağdurun olaylar hakkında gerçeğe uygun olmayan iradesini ifade etmektedir.Hileli davranış ile mağdurun aldanması arasında neden sonuç ilişkisi bulunmalıdır.

Gerçek bir kişinin aldatılması gerekir. Buna karşılık, bilişim sistemleri kullanılması suretiyle, başkasına zarar verilecek olursa, duruma göre TCK 163-244-245  uygulama alanı bulur.

Mağdur hatalı bir iradeye sahipse bu hatanın güçlendirilmesi, artırılması, da hataya düşürme olarak kabul edilir. Fail hileli bir davranışa başvurmaksızın mağdurun içinde bulunduğu hatadan yararlanmışsa dolandırıcılık suçundan söz edilmez.

3.Failin  Kendisi veya Bir Başkası Lehine Haksız Yarar Elde Etmesi

A. Zarar:

Dolandırıcılık suçunda zarar, malvarlığına ilişkin olmalıdır.Aldatılan kişinin yaptığı tasarrufun doğrudan sonucu olmalıdır.Aldatılanın hatası ile tasarruf arasında nedensellik bağı olmalıdır.Zarar bizzat aldatılanda veya üçüncü kişide oluşabilir. Malvarlığını bir kişinin sahip olduğu hukuk düzeninin koruması altında bulunan ekonomik değerlerin tümü olarak kabul etmektedir.

Mağdurun gayri meşru bir amaca ulaşmak için faaliyette bulunurken aldatılarak maddi bir zarara uğratılması durumunda da dolandırıcılık suçunun mağduru kabul edilmektedir.

B. Haksız Yarar:

Dolandırıcılık suçunda haksız yarar, malvarlığına ilişkindir.Tasarrufun konusu malvarlığına ilişkin her türlü hak ve yarar oluşturabilir.Elde edilen yararla başvurulan hile arasında nedensellik bağı olmalıdır.Doğrudan veya dolaylı olarak hukuken korunmayan yarar haksız yarardır. Yararı bizzat fail elde etmiş olabileceği gibi, bir başkası da elde etmiş olabilir.

Yargıtay; mağdur zarara uğramış ancak failin malvarlığında bir artış olmamıştır bu durumda da suçun tamamlandığını düşünmektedir.

Doğrudan veya dolaylı olarak hukuken korunmayan bir yarar ancak kabul edilmektedir. Örneğin; kumar alacağını veya zamanaşımına uğramış bir alacağı elde etmek için hileli davranışlara başvurulması dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Buna karşılık öğretide baskın görüş, kanuna ve ahlaka aykırı bir işlemden kaynaklanan taleplerin, ceza hukuku açısından korunana malvarlığı kavramına dahil olmadığı gerekçesi ile dolandırıcılık suçuna konu olmayacağını kabul etmektedir.

Suçun Manevi Unsuru:

Bu suçun manevi unsuru genel kasttır. Bu suçta kastın hem hileli davranışa, hem bunun sonucunda mağdurun hataya düşürülmesine hem de haksız bir yarar sağlamaya yönelik olmalıdır. Suç olası kastla da işlenebilir.

Suçun  Özel Görünüş Biçimleri

A. Teşebbüs:

Bir netice suçudur. Hileli davranışlara başvurulmuş olmasına rağmen karşı taraf aldanmamış olabilir bu durumda suç teşebbüs aşamasında kalmış kabul edilir.

B.İçtima:

Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkündür. Özel düzenleme gereği sahte belge ile mağdur dolandırılmış ise hem dolandırıcılıktan hem sahtecilikten ceza verilecektir.

C.İştirak:

İştirak mümkündür. Bu suça, bu suçta kullanılacağını bilerek sahte bir raporu faile vermek örneğinde olduğu gibi “yardım etme” biçiminde de iştirak mümkündür.

NİTELİKLİ HALLER: (TCK 158)

a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,

-Örnek; Muskacılık, üfürükçülük, cami yaptırma bahanesi gibi faaliyetler sonucu karşı taraftan menfaat elde edilmesi.

      b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,

-Örneğin; doğal bir afetin, trafik kazasının , kendisinin veya yakınının maruz kaldığı bir hastalığın mağduru olan, evi yanan, iflas etmek üzere olan bir kimsenin dolandırılması bu nitelikli hal kapsamındadır.

      c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,

-Alkol veya uyuşturucu madde vermek suretiyle mağdurun algılama yeteneğine etki edildiği durumlarda ikili bir ayrım yapılmalıdır; mağdur bu şekilde kendisini bilmeyecek duruma getirilmiş yani algılama yeteneği ortadan kaldırılmışsa yağma suçu oluşacaktır; şayet mağdurun algılama yeteneği sadece zayıflatılmış ise m.158/1-c’ye başvurmak gerekir.

     d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,

     e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,

     f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,

     g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

     h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,

     i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,

     j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,

     k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,

(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.